Fadik Sevin Atasoy-Serkan Birinci-Nur İşbilen-Aslı San Bilgin-Jaklin Güner-Şerif Güner
Türkiye-Amerika ortak olarak Red Case Ent ve Sky Films yapımcılığında çekilen, Cüneyt Mete, Aylin Akpınar ve İskender Aydın’ın oyuncu olarak yer aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Deniz Eyüpoğlu yaptı. Filmin post prodüksüyonu ‘1000 Volt’ şirketi tarafından deneysel teknikler kullanılarak yapıldı. Filmin müzikleri ise Saki Çimen imzası taşıyor.
Film Dakikalarca Alkış Aldı
Film izleyenler tarafından çok beğenilirken, dakikalarca ayakta alkışlandı. Film sonunda sinema eleştirmeni Burak Göral moderatörlüğünde yapılan söyleşide filme övgüler yağarken Fadik Sevin Atasoy izleyenler tarafından kendisine yöneltilen soruları cevapladı.
Prömiyere katılan isimler arasında; moda tasarımcısı Mehtap Eliadi, moda tasarımcısı Gül Ağış, Wehunt Tasarım Ajansı kurucusu Nur İşbilen, Homemade Terapi kurucusu Aslı San Bilgin, sanat küratörü Gülru Vardar, yapımcı Serap Engin, yönetmen Serkan Birinci, sinema yazarı ve eleştirmen Burak Göral, multi disipliner tasarımcı Şebnem Buhara, Vakko Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Ceo’su Jaklin Güner ve eşi Şerif Güner gibi sanat ve cemiyet hayatından isimler de vardı.
Fadik Sevin Atasoy: “Filmin Yolculuğu da Julyet’in Yolculuğu Gibi Engelleri Aşmak Üzerine Kuruldu”
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fadik Sevin Atasoy, filmin ortaya çıkış sürecini şu sözlerle anlattı: “Filmin yolculuğu da filmin baş karakteri Julyet’in yolculuğu gibi engelleri aşmak üzerine kuruldu diyebiliriz. Maalesef ki Covid virüsünden dolayı dünya evlerine kapanmışken biz bu yolculuğa başladık. Ama herkes bu filme gönlünü koyarak çalıştı. İstiklal Caddesi’ndeki çekimlerde sokaklar boşken filmi çektik. Yeri geldi apartmanımdaki komşularımın kapılarını çalıp filmde yardımcı oyuncu olarak oynamaları için ricada bulundum.” dedi.
İstanbul Başrolde: Kayıp Bir Oyuncak Bebekten Toplumsal Mesaj
İlk yönetmenlik deneyimi olduğunu belirten Atasoy, heyecanını şu sözlerle dile getirdi:
“İlk gösterim İzlanda’da yapıldı. Alfred Hitchcock’tan ilham alarak ben de filmin bir karesinde görünüyorum. Kaybolan bir oyuncak bebek üzerinden, toplumdaki ve dünyadaki kadın algısına vurgu yapan metaforik bir film. Herkes kendine göre anlamlandırıyor ama başrolde İstanbul ve Uzak Doğu’lu bir sanatçı tarafından tasarlanarak el yapımı olarak üretilen oyuncak bebek var.”
Nesnelerin İnsan Olma Arzusu Üzerine Metaforik Bir Anlatı
Sanat yolculuğunun devamlılığına da değinen Atasoy:
“Bu film, ‘Fadik ve Kırmızı Bavul’ kitabımdan ve ‘Muse’ adlı tiyatro oyunumdan sonra insan olmak isteyen nesneler temasının farklı bir ürünü oldu. İnsan olmak çok kıymetli. ‘Nesneler bile insan olmak istiyor’ düşüncesinden yola çıktım. İnsanlara ulaşmasını ve bir duyarlılık başlatmasını isterim. Festivalleri gezecek; umarım seyirci de beğenir. İkinci filmim için de hazırlanıyorum. Yine bir kısa film yapacağım, ardından uzun metrajla yönetmenliğe devam etmeyi hedefliyorum.” dedi.
“Davet edildiğimiz her yere Julyet ile gitmeye hazırız”
Filmin tüm teknik ekibinin kadınlardan oluştuğunu vurgulayan Atasoy:
“Filmin sanat yönetmeninden görüntü yönetmenine, kostüm tasarımcısından kameramanına kadar her aşamada kadınlarla çalıştık. Dünya Kadınlar Haftası’nda, 1 Mart’ta prömiyer yapmak benim için ayrıca anlamlı oldu. Tüm kadınların ve kız çocuklarının yaşamaktan huzur duyduğu günler diliyorum; çünkü zor zamanlardan geçiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Filmin bir sonraki gösterimlerinin İtalya ve Tunus’ta gerçekleşeceğini belirten Atasoy, sözlerini şöyle tamamladı:
“Festivallerimiz ve özel gösterimlerimiz devam edecek. Davet edildiğimiz her yere Juliet ile birlikte gitmeye hazırız.”
Yorumlar (0)