Page 95 - Bİ MAGAZİN ŞUBAT 2026
P. 95
Bi HABER
95
‘‘TOKSİNİM ESKİSİ KADAR
ETKİ ETMİYOR.’’
KLİNİK YANITIN
ARKASINDAKİ DİNAMİKLER
Bu sayımızda, estetik tıpta son yılların yüksek sesle konuşulan konularından biri olan immünojenisiteyi,
Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Güleç ile masaya yatırdık. Klinik pratikte sıkça duyulan “toksinim artık etki
etmiyor” cümlesinin arkasında ne var? Gerçekten doz mu yetersiz, teknik mi eksik, yoksa konunun kaynağı daha
temel bir noktada mı yatıyor? Bu sorular, günümüzde pek çok hekimin günlük pratiğinde daha sık karşılık buluyor.
Botulinum toksini uygulamalarında hedef; alın, kaz ayaklar, kaş ortası gibi hareketli
bölgelerde oluşan mimik çizgilerini doğal bir şekilde yumuşatırken kas fonksiyonunu
kontrollü biçimde modüle etmektir. Ancak klinik uygulamalarda elde edilen sonuçlar
yalnızca uygulama tekniğiyle sınırlı değildir. Formülasyon yaklaşımı, içerik yapısı
ve uzun vadeli tedavi stratejisi sonucu doğrudan etkileyen faktörler arasında yer alır.
Yıllar içinde tekrar eden uygulamalarda bazı hastalarda beklenen etkinin azalmasıyla
karşılaşabiliyoruz. İşte tam bu noktada “saf toksin” kavramı klinik olarak anlam kazanıyor.
Saf toksin; kompleks proteinler, aksesuar proteinler ve gereksiz yüklerden arındırılmış,
yalnızca aktif nörotoksin içeren formülasyonu ifade eder. Bu yaklaşımın önemi, immün
sistemle olan etkileşimde ortaya çıkar. Çünkü bağışıklık yanıtını tetikleyen unsur çoğu
zaman aktif molekülden ziyade, eşlik eden ek proteinlerdir. Kompleks protein yükü
arttıkça, vücudun nötralizan antikor geliştirme ihtimali de artar. Bu durum klinikte sessiz
ilerleyebilir; ilk uygulamalarda yeterli yanıt alınırken, zamanla etkinin kısaldığı ve
sürekliliğin azaldığı gözlemlenir. Sonuç ise tanıdık bir geri bildirimle karşımıza çıkar:
“Eskisi gibi etki etmiyor.”
Günümüzde estetik uygulamalar artık tek seferlik işlemler değil; yıllara yayılan, planlı ve
bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. Bu süreçte her enjeksiyonun, ilerleyen dönemlerdeki
yanıtı şekillendirdiğini biliyoruz. Düşük immünojenisite avantajı, yalnızca bugünkü klinik
sonuçlar için değil, uzun vadeli etkinliğin korunması açısından da kritik bir rol oynuyor.
Alın, kaş ortası ve kaz ayağı bölgesinde hedef, mimikleri baskılamak değil; ifadeyi
koruyarak yumuşatmaktır. Doğal görünüm beklentisinin giderek arttığı günümüzde, saf formülasyonlar biz hekimlere bu hassas
dengeyi kurma konusunda da önemli bir avantaj sağlıyor.
Özetle, mimik çizgilerinin giderilmesi için kullandığımız ürünlerin immün sistemle kurduğu ilişki çok önemli. Saf toksin yaklaşımı;
mimik çizgilerinde bağışıklık sistemini gereksiz bir yükle karşı karşıya bırakmayan ve yıllar boyu sürdürülebilir, etkili sonuçlar
elde etmeyi hedefleyen bir bakış açısını temsil eder. Bugün modern estetik pratikte saf toksin, yalnızca anlık etkiyi değil, zaman
içinde korunabilen etkiyi önemseyen hastalar için giderek daha merkezi bir konuma yerleşmektedir.
ŞUBAT 2026

