Page 54 - Bİ MAGAZIN MART 2026
P. 54
54
Mon Digital bünyesinde geliştirdiğiniz AI otomasyon ve agent sistemleri markalara nasıl bir değer sağlıyor?
Mon Digital bünyesinde yalnızca görünürlük değil, markaların arka planda çalışan büyüme sistemlerini kuruyoruz.
Şöyle hayal edin: markanızın telefonlarına 7/24 bakan, aynı anda binlerce kişiyle doğal bir dille konuşup
randevu alan ve satış yapan, asla yorulmayan dijital bir çalışanınız var. Geliştirdiğimiz AI otomasyon ve voice
agent yapıları tam olarak bunu sağlıyor. Bu sayede markalar operasyonel yüklerini azaltırken hiçbir talebi
kaçırmadan daha hızlı ve verimli çalışabiliyor. Amacımız, yapay zekayı bir araç değil, markaların büyümesini
sürekli destekleyen bir iş ortağı haline getirmek.
Sahada gözlemlediğiniz kadarıyla yapay zeka dijital pazarlamayı gerçekten nasıl dönüştürüyor?
Yapay zeka, pazarlamayı bir içerik üretim aracı olmaktan çıkarıp karar alma hızını yöneten bir işletim sistemine
dönüştürdü. Markalar artık deneme-yanılma süreçlerini anlık veri analiziyle minimuma indiriyor. Ancak asıl
devrim, insan gücünü ölçeklendirme tarafında yaşanıyor. Voice agent ve otomasyon sistemleri sayesinde
operasyonel yükü tamamen yapay zekaya devrediyoruz. Artık rekabet avantajı sadece görünür olmakta değil,
arka planda bu akıllı sistemleri ne kadar kusursuz kurduğunuzda gizli.
“Yapay zeka işleri elimizden alacak” söylemi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu çok duyduğum bir cümle ve her duyduğumda aynı şeyi söylüyorum: yapay zeka işleri elimizden almıyor, işlerin
yapılma şeklini kökten değiştiriyor. Tekrarlayan ve operasyonel görevler azalırken, strateji, yaratıcılık ve karar
alma becerileri çok daha değerli hale geliyor.
Asıl risk yapay zekayı kullananların değil, reddedenlerin önünde. Bugün bir grafik tasarımcı AI kullanarak
eskiden bir haftada yaptığı işi bir günde yapabiliyor. Bu, onun işini kaybetmesi değil, on kat daha üretken olması
demek. Adaptasyon her zaman kazandırır.
Bir marka yapay zekayı yanlış kullandığında ne olur? En sık gördüğünüz hatalar neler?
En büyük hata, yapay zekayı bir strateji değil, sadece otomatik üretim aracı olarak görmek. AI kontrolsüz
bırakıldığında marka dili sıradanlaşıyor, markayı benzersiz kılan o ruh kayboluyor. Birçok markanın AI ile ürettiği
içerikleri görüyorum hepsi birbirine benziyor, hepsi aynı kalıpları kullanıyor. En sık gördüğüm risk, teknolojiyi
insanın yerine koymaya çalışmak. Oysa asıl başarı; teknolojinin hızıyla insanın sezgilerini birleştiren o kusursuz
hibrit dengeyi kurabilmekte. AI bir pusuladır, ancak dümende her zaman bir vizyoner olmalıdır.
“AI bir pusuladır, ancak dümende her zaman bir vizyoner olmalıdır.”
Türk şirketleri yapay zekayı pazarlama süreçlerine entegre etme konusunda ne kadar hazır?
Türkiye’de ilgi çok yüksek ancak kullanım henüz yüzeysel. Markalar yapay zekayı genelde sadece içerik üretimi
için kullanıyor; asıl fark yaratan otomasyon ve sistem entegrasyonu tarafında ise henüz yolun başındayız.
Globalde AI artık iş süreçlerinin omurgası haline gelmiş durumda. Türkiye’de bu teknolojiyi bir trendden öteye
taşıyıp büyüme stratejisinin merkezine koyan markalar, çok ciddi bir rekabet avantajı yakalayacak. Bir cümleyle
özetlersem: meraktan aksiyona geçme aşamasındayız.
Dünya ile Türkiye’yi karşılaştırdığınızda en büyük farkı nerede görüyorsunuz?
Hız ve kullanım derinliğinde. Global pazarlarda yapay zeka sistem, otomasyon ve veri odaklı karar
mekanizmalarının parçası olarak kullanılırken, Türkiye’de kullanım hâlâ büyük ölçüde içerik üretimi seviyesinde
kalıyor. Yurt dışında markalar yeni teknolojilere haftalar içinde adapte olurken, Türkiye’de bu süreç aylar
sürebiliyor. Somut bir örnek vereyim: ABD’de orta ölçekli bir e-ticaret markası bile müşteri hizmetlerini tamamen
AI agent’lara devretmişken, Türkiye’de aynı büyüklükteki markalar hala chatbot mu kullansak diye tartışıyor. Farkı
yaratanlar ise AI’ı bir araç olarak değil, iş modelinin merkezine konumlandıran markalar oluyor.
MART 2026

